Bugüne kadar susmayı tercih ettim. Hiçbir şey yazmadım, hiçbir tartışmanın içinde olmadım. Ancak artık konuşmanın, yazmanın zamanı geldi.
Köyümüzün bir derneği var ve bu dernekte bir seçim süreci yaşandı. Demokrasinin gereği yerine getirildi, seçim yapıldı ve bir başkan seçildi. Öncelikle seçilen başkanımıza başarılar diliyorum. Allah utandırmasın.
Ancak bu süreçte dikkat çeken bazı konular var. Son iki ayda üye sayısının 1200’e ulaşması elbette önemli bir gelişme. Fakat üyeliklerin niteliği de en az sayısı kadar önemlidir. Farklı köylerden, hatta Tokat kütüğüne kayıtlı olmayan kişilerin bile üye yapıldığı görülüyor.
Şunu sormak gerekir: Bu insanlar köyümüzü ne kadar tanıyor? Köyün cenazesine, düğününe, etkinliğine katılmışlar mı? Aidiyet duygusu olmadan yapılan üyelikler, derneğin ruhuna zarar verir.
Bu nedenle dernek tüzüğünde üyelik konusu yeniden ele alınmalıdır. Köy kütüğüne kayıtlı olmayan kişiler elbette derneğe gönül verebilir, destek olabilir, hatta fahri üye olarak katkı sunabilir. Ancak seçme ve seçilme hakkı, köy aidiyeti olan bireylerle sınırlandırılmalıdır. Yeni yönetimin bu konuda adım atması önemlidir.
Bir diğer önemli mesele ise kırgınlıklar…
Ne yazık ki son günlerde köylülerimizin birbirine karşı kullandığı dil bizleri derinden üzüyor. Bir oy uğruna akrabalıkların yok sayıldığı, kırıcı sözlerin sarf edildiği bir ortam oluştu.
Peki nerede bizim kültürümüz?
Nerede birlik, beraberlik ve dayanışma?
Bu bir siyasi seçim değildi. Kimsenin kimseye küseceği, sırt çevireceği bir durum yok. Ovacıklı canlara sesleniyorum: Kırgınlıkları büyütmek yerine, birlikteliği güçlendirelim. Bu dernek 1999 yılından bugüne emeklerle geldi. Daha ileriye taşımak için kenetlenmek zorundayız.
Son olarak bir çağrım da sosyal medyada yazanlara…
Eleştiri elbette olacaktır. Ancak üslup çok önemlidir. Gazeteciliğe soyunan herkese bir önerim var: Önce etik kuralları öğrenin. Kalem güçlüdür ama doğru kullanılmadığında kırıcı olur.
Yazmak isteyen herkese kapımız açık. Gazetemizde köşe yazılarıyla kendilerini ifade edebilirler. Yeter ki kırıcı değil, yapıcı olalım.
Dernek yönetimine de bir hatırlatma yapmak isterim: Şeffaflık artık bir tercih değil, zorunluluktur. Atılması gereken her adım açık ve net bir şekilde paylaşılmalıdır. Ayrıca hiçbir yönetici, köydeki kırgınlıkları artıracak söylemlerde bulunmamalıdır.
Ben de bu köyün bir evladı olarak, bugüne kadar üzerime düşeni yaptım, bundan sonra da yapmaya hazırım.
Unutmayalım…
Asıl kazanç seçim kazanmak değil, gönül kazanmaktır.