Emniyet Teşkilatı Sendikası, 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını açıkladı. Polislerin ekonomik ve sosyal haklarının iyileştirilmesini isteyen sendikanın çağrısı, eylemin hukuki boyutunu ve emniyet hizmetlerinin nasıl sürdürüleceğini de gündeme getirdi.
Emniyet teşkilatında son günlerde yaşanan ölüm haberlerinin ardından Emniyet Teşkilatı Sendikası, çalışma koşulları ve özlük haklarındaki sorunlara dikkat çekmek amacıyla iş bırakma çağrısında bulundu.
Sendika, son beş günde yedi emniyet mensubunun yaşamını yitirdiğini belirterek, ekonomik ve sosyal sorunların, ağır çalışma koşullarının ve özlük haklarındaki eşitsizliklerin çözülmesini istedi. Sendika, bu kapsamda 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakacağını duyurdu.
SENDİKA ÇALIŞMA KOŞULLARINA DİKKAT ÇEKTİ
Emniyet Teşkilatı Sendikası, yaşanan kayıpların ardından emniyet mensuplarının ekonomik ve sosyal haklarının iyileştirilmesi, çalışma koşullarının düzenlenmesi ve meslek kanununun hayata geçirilmesi taleplerini yineledi.
Sendika, emekli ve çalışan emniyet mensuplarının geçim sıkıntısı yaşadığını, özlük hakları konusunda düzenleme yapılması gerektiğini savunarak yetkililere çağrıda bulundu.
Öte yandan, sendikanın açıklamasında yer alan ölüm vakalarının nedenleriyle ilgili değerlendirmelerin, her olayın kendi koşulları içinde ele alınarak yapılması gerektiği belirtiliyor. Ekonomik sorunlar ve çalışma şartları teşkilatta tartışılan başlıklar arasında yer alsa da her bir ölümün nedeni hakkında kesin bir sonuca varmak için ayrıca bilgi ve inceleme gerekiyor.
POLİSLERİN İŞ BIRAKMASI YASAL MI?
Sendikanın çağrısı kamuoyunda, polislerin toplu olarak iş bırakıp bırakamayacağı sorusunu da beraberinde getirdi.
Türkiye'de polisler, kamu görevlisi statüsünde görev yapıyor. Anayasa'nın 54'üncü maddesinde düzenlenen grev hakkı, polisler açısından genel bir yasal grev hakkı oluşturmuyor. Bu nedenle sendikanın iş bırakma çağrısı yapması, eyleme katılan polislerin otomatik olarak yasal grev hakkı kapsamında hareket ettiği anlamına gelmiyor.
Bununla birlikte, kamu görevlilerinin sendikal hakları ve sendika kararları doğrultusunda gerçekleştirdikleri eylemler, hukuki açıdan ayrı değerlendirmelere konu olabiliyor. Anayasa Mahkemesi kararlarında sendikal eylem hakkı kapsamında yapılan değerlendirmeler de bulunuyor.
Dolayısıyla 28 Eylül'de yapılması planlanan eylemin hukuki durumu; eylemin şekli, kapsamı, görevlerin aksayıp aksamadığı ve ilgili mevzuat çerçevesinde ele alınacak.
EMNİYET HİZMETLERİ NASIL SÜRDÜRÜLECEK?
İş bırakma çağrısının ne ölçüde karşılık bulacağı ve kaç personelin eyleme katılacağı henüz kesinleşmiş değil.
Emniyet hizmetleri, kamu düzeni ve vatandaşların can ve mal güvenliği açısından kesintisiz yürütülmesi gereken kamu hizmetleri arasında bulunuyor. Bu nedenle olası bir iş bırakma eyleminde, acil çağrılara müdahale, asayiş ve güvenlik hizmetlerinin sürdürülmesi önem taşıyor.
İdarenin eyleme karşı alacağı tedbirler ile katılan personel hakkında herhangi bir idari veya disiplin işlemi başlatılıp başlatılmayacağı ise yetkili makamların tutumuna ve olayın koşullarına bağlı olacak.
GÖZLER 28 EYLÜL'DE
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın çağrısı, polislerin çalışma koşulları, ekonomik hakları ve mesleki sorunlarını yeniden gündeme taşıdı.
28 Eylül'de yapılması planlanan eylemin katılım düzeyi, Emniyet Genel Müdürlüğü ve İçişleri Bakanlığı'nın konuya ilişkin açıklamaları ile sendikanın taleplerine verilecek yanıtlar merakla bekleniyor.
Eylemin sonucu kadar, emniyet mensuplarının dile getirdiği sorunlara yönelik somut adımlar atılıp atılmayacağı da önümüzdeki günlerde kamuoyunun gündeminde olacak.