Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde devam eden duruşmada, hayatını kaybeden işçilerin aileleri feryat etti. Yangında kızı Nisanur Taşdemir'i kaybeden anne Altun Taşdemir’in, "Kızım ölmek istemiyordu. Babası kanserdi, ona bakmak için çalışıyordu. Kızımın kefeni bile olmadı hakim bey" sözleri duruşma salonunda derin bir sessizliğe neden oldu.

Diğer acılı aileler de benzer dehşet verici ayrıntıları paylaştı:

  • Tuğba Taşdemir’in babası Şahin Taşdemir: "Çocuklarımız birbirlerine sarılarak kömür olmuşlar. Yavrumu bir torba içinde teslim aldım."

  • Cansu Esatoğlu’nun annesi Filiz Esatoğlu: "Kızımın iskeletine sarıldım. Mesaiye kalmazsan işten çıkarırım diye tehdit ediliyorlardı."

Denetimlerde "Hediye Parfüm" İddiası

Yangından yaralı kurtulan Keriman Miskin, fabrikadaki denetimlerin nasıl baypas edildiğini anlattı. Miskin, zabıtalar geldiğinde sigortasız işçilerin fabrikadan uzaklaştırıldığını, denetimden sonra geri çağrıldıklarını iddia etti. Ayrıca denetçilere hediye olarak parfüm verildiğini öne süren Miskin, yangın merdiveninin "maliyetli olduğu" gerekçesiyle yapılmadığını, çocuk ve göçmen işçilerin sağlıksız koşullarda çalıştırıldığını dile getirdi.

"Üretim Dilovası'nda, Denetim Çorlu üzerinden"

Hayatını kaybeden Tuncay Yıldız’ın çocukları ise sistemdeki usulsüzlüklerin boyutuna dikkat çekti. Ali ve Nursena Yıldız, fabrikanın sadece ölen Kurtuluş Oransal’ın değil, çocuklarının da yönetiminde olduğunu belirtti. Yıldız kardeşler, asıl denetimlerin sanıklardan Ali Osman A.’nın Çorlu’daki fabrikası üzerinden "kağıt üstünde" geçtiğini, ancak fiili üretimin tüm tehlikelere rağmen Dilovası’ndaki bu tesiste yapıldığını iddia etti.

"Makinelerin Üzerinde İsmail Oransal’ın Adı Yazıyordu"

Müşteki beyanlarında, sanıkların "bizim olayla ilgimiz yok, her şeyi babamız yönetiyordu" savunmasını çürüten iddialar da yer aldı. Bir dönem fabrikada çalışan Emine Bulut, içerideki parfüm dolum makinelerinin üzerinde bizzat sanık İsmail Oransal’ın adının yazılı olduğunu gördüğünü ifade etti. Aileler, sanıkların para hırsı nedeniyle çocuklarının hayatını "mayına tarlasına" benzettikleri bu fabrikada feda ettiklerini savunarak en ağır cezayı talep etti.