"Mülakat Elenmesi ve Sürgün Tehdidiyle Memuru Elde Tutuyorlar"

Yusuf Uçar, yaptığı yazılı açıklamada, kamu çalışanlarının sendika seçme özgürlüğünün hem anayasal hem de uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış mutlak bir hak olduğunu hatırlattı. Sahada yaptıkları incelemelerde yüz binlerce memurun mevcut sendikal yapılardan derin bir memnuniyetsizlik duyduğunu ancak idari baskılar nedeniyle istifa edemediklerini gözlemlediklerini belirten Uçar, kurumlardaki liyakat krizini ve mülakat endişesini şu sözlerle özetledi:"Kamu çalışanı tehditle değil, özgür iradesiyle taraf olmalıdır. Ne acıdır ki, mevcut yapılardan ayrılıp gerçek hak mücadelesi veren DEB-SEN ve AL-KON çatısı altında birleşmek isteyen memurlarımız, kurumlardaki sarı sendikalara üye olan amirlerin, şeflerin ve yöneticilerin mobbinginden korkuyor. Unvan değişikliği ve görevde yükselme sınavlarını dereceyle, başarıyla geçmesine rağmen, malum sendikaya üye olmadığı için mülakatta eleneceğini düşünen, hakkının gasp edileceği endişesini taşıyan binlerce çalışanımız var. Kamu çalışanını mülakat korkusu, unvan gaspı ve sürgün tehdidiyle baskı altında tutmaya çalışanlar, memurun hakkını değil, sadece kendi koltuklarını ve statülerini koruma derdindedir. Kimse unutmasın; memur hiçbir yapının veya siyasi gücün kölesi değildir."

Küresel Direniş Tarihinden "Polonya ve Meksika" Örneği

Dünya sendikal tarihine bakıldığında baskıcı ve güdümlü yapıların er ya da geç yıkılmaya mahkum olduğunu ifade eden Yusuf Uçar, küresel mücadelelerden çarpıcı örnekler paylaştı. 1980'lerin Polonya'sında devlet destekli sendikaların baskısına karşı işçilerin bir araya gelerek kurduğu bağımsız "Solidarnosc" (Dayanışma) hareketini ve Meksika'da hükümetlerin arka bahçesi haline gelen "Charro" sendikalarına karşı başlatılan demokratik uyanışı hatırlatan Uçar, Türkiye'deki mevcut dayatmaların da benzer bir tarihi süreçten geçtiğini söyledi. Fransa'dan Güney Kore'ye kadar sendikal özgürlüğü baskılamaya çalışan tüm yönetimlerin en nihayetinde evrensel hukuk karşısında geri adım atmak zorunda kaldığını vurgulayan Uçar, AL-KON ve DEB-SEN olarak bu küresel ve hukuki vizyonu arkalarına alarak yola çıktıklarını belirtti.

"Bizimle Yürüyenlerin Hukuki Sigortası Olacağız"

Kamuda sadece sendikal aidiyete ve biata göre görevlendirmelerin yapıldığı, liyakatin hiçe sayıldığı bu sistemin artık sürdürülemeyeceğini ve sarı sendikacılık döneminin kapandığını dile getiren Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Uçar, açıklamasını şu kararlı çağrıyla noktaladı:

"Korkuya teslim olmak, bu adaletsiz düzenin sürmesine dolaylı olarak ortak olmaktır. Bize inanan, bizimle yürümek isteyen ve bu köhne düzene itiraz eden tüm kamu çalışanlarının hukuki ve idari sigortası bizzat biz olacağız. Karşılaşacakları her türlü haksızlıkta örgütlü gücümüzle yanlarında duracağız. Tüm kamu çalışanlarını gücün ve statünün değil, haklının ve liyakatin yanında saf tutmaya; DEB-SEN ve AL-KON'a bağlı sendikalarımızın çatısı altında omuz omuza, özgürce mücadele etmeye davet ediyorum."